Biyografiler

SEMYON (SİMON) AŞKHATSAVA (1886–1937)

Abhaz aydını, toplum ve devlet adamı. Mihail oğlu. Tartu (Yuryev) Üniversitesi’nde linguist Profesör L. K. Mazing ile birlikte çalıştı (1906). Sohum Yöresi’nde “Abhazlar Arasında Okuryazarlığı Yayma Derneği” Bzıb komitesinin başkanıydı (1913). Linguist N. Y. Marr ile birlikte Kafkas dilleri konusunda çalışmalar yaptı (1916).

Şubat 1917 Devriminden sonra “Kafkasya Dağlıları Birliği” (Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti)’nin kurulması ve güçlendirilmesi çalışmalarına aktif olarak katıldı. Birliğin Kongrelerinde Abhazya Yöresi’nin temsilcileri arasında yer aldı ve Kuzey Kafkasya Merkez İcra Komitesi’ne Abhazya Temsilcisi olarak seçildi. 8 Kasım 1917’de toplanan Kongrede oluşturulan Abhaz Halk Konseyi’nde delege olarak görev aldı. 1918’de Gudauta’da, A. İ. Çukbar vd. arkadaşlarıyla birlikte “Volya volnıkh” (Özgür İrade) gazetesini yayınladı. Ekim l918’de Abhaz Halk Konseyi’nin Başkanlığına getirildi. Ancak bu yasal iktidar organı 10 Ekim 1918’de işgalci Gürcistan Hükümetinin silahlı güçleri tarafından dağıtıldı ve aralarında S. Aşkhatsava’nın da bulunduğu Abhaz Halk Konseyi üyeleri Tiflis’e götürülerek Metekh hapishanesine kapatıldılar.

Abhazya’nın Kızıl Ordu tarafından işgali ve Abhazya SSC’nin kurulmasından sonra, bir süre yörede devam eden “kendine özgü komünizm” sayesinde S.Aşkhatsava da yaşama ve bazı çalışmalar yapma olanağını bulabildi. Sohum’da “Puti razvitiya abkhazskoy istorii” (Abhaz Tarihinin Gelişim Yolları, 1925) vb. eserleri yayımlandı. 1937 yılındaki “temizlikler” sırasında binlerce Kafkasyalı gibi o da “milliyetçilik” ve “halk düşmanlığı” ile suçlanarak yokedildi.

G.A. Dzidzariya: Formirovaniye dorevolyutsionnoy Abkhazskoy intelligentsii. Sohum 1979.

Yedineniye-Aydglara (Gazeta Narodnogo Foruma Abkhazii), No:2 (011), Sohum, Şubat 1991.


 

SİMON BASARİYA (BASARBA)

Kuzey Kafkasya yurtseveri, Abhaz eğitimci, yazar, toplum ve siyaset adamı. Petro oğlu. Birinci Dünya Savaşı öncesinde Sohum’daki Teknik Öğretmen Okulu’nun müdürlüğünü yapmıştı. Şubat 1917 devriminden sonra Kuzey Kafkasya’nın bütünleşme ve devletleşme çabalarına aktif olarak katıldı. Kafkasya Dağlıları Birliği’nin I. ve II. Kongrelerine katılarak Abhazya Yöresi adına Merkez İcra Komitesi’ne üye seçildi (Yedek üye S. Aşkhatsava idi). Bu sıfatıyla Yelbızdıko Britatı ile birlikte örgütleyici olarak Batalpaşa (bugünkü Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti) Yöresi Dağlılarının Kongresi’ne katıldı (Ağustos 1917). Sohum’da toplanan “Abhaz Halkının Kongresi”ne başkanlık yaptı. Aslanbek Şerip, M. Tsaguriya, Mihail Tarnava, D. Alaniya, Aleksandr Çaçba, Tataş Marşaniya ile birlikte Kongre bildirisinin ve “Abhaz Halk Konseyi Anayasası”nın hazırlanmasında görev aldı. Kongre Gürcü şovenlerinin baskılarına karşın, Abhazya’nın Kafkasya Dağlıları Birliği’ne katıldığını ilan etti (8 Kasım 1917)

Simon Basariya, Kuzey Kafkasya bölgelerinin Kızıl Ordu’nun işgaline girmesi ve Gürcü Menşevik hükümetinin fırsattan istifade ederek “Bolşevizmi ezme” bahanesiyle Abhazya Yöresi’ni işgal etmesi üzerine, yardım aramak üzere Batum’daki Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Kurulu’na katılarak İstanbul’a gitti. Osmanlı Hükümeti ve sürgündeki Kuzey Kafkasya örgütleri ile yapılan görüşmelere katıldı. Bağımsız Kuzey Kafkasya Hükümeti adına sürgündeki Kuzey Kafkasyalı-Abhazlardan oluşturulan küçük bir askeri birliğin Abhazya’ya çıkarılmasında rol aldı. İşgalci Gürcü Hükümeti bu nedenle, onun ve arkadaşlarının Abhazya’ya dönmelerini engelledi. Simon Basariya bir süre Kuban Bölgesi’ndeki Armavir kentinde kalarak öğretmenlik yaptı. Ekim 1920’de Sohum’a döndüyse de işgalci Gürcü hükümetinin Dışişleri Bakanı N. Ramişvili, onu derhal Tiflis’e sürmek suretiyle etkisizleştirdi.

Sovyetler Birliği’nin kurulmasından sonra da yurdunda kalarak mütevazi bir eğitim emekçisi olarak çalışan Simon Basariya, Eylül 1941’de, Alman ordularının Kuzey Kafkasya’ya doğru ilerlediği bir dönemde, arkadaşı Mihail Tarnava, Rajden Kakuba ve diğerlerinin de içinde bulunduğu 20 Abhaz aydını ile birlikte “Almanlarla işbirliği yapma ihtimali” nedeniyle tutuklandı ve kurşuna dizilerek öldürüldü.

1923 yılında Sohum’da “Abkhaziya v geografiçeskom, etnografiçeskom i ekonomiçeskom otnoşenii” (Coğrafik, Etnografik ve Ekonomik İlişkilerde Abhazya) adlı bir araştırması yayınlanmış olup Kuzey Kafkasya ile ilgili çeşitli araştırma ve makaleleri de vardır.

 

G. A. Dzidzariya: Formirovaniye dorevolyutsionnoy Abhazskoy intelligentsii. S. 334. Sohum 1979.

 

Kafkasya İşleri (Abaza Murahhasının Beyanatı). Tanin Gazetesi, 22 Eylül 1918, İstanbul.

 

Kafkasya İşleri (Gürcülerin Abazalara Tecavüzleri). Tanin Gazetesi, 4 Eylül 1918, İstanbul.

 


 
MUSTAFA BUTBA 

Abhaz eğitimci, toplum adamı, yazar. Rusya’nın Kafkasya’yı istilası sırasında Abhazya’nın Tsabal yöresinden sürülerek önce Balkanlar’a (1864), sonra da ikinci bir sürgünle Anadolu’ya (1877–78) göç eden bir ailenin çocuğudur. Babasının adı Şahan’dır. Eskişehir’in Ağapınar köyünde doğdu. İstanbul’da öğrenim gördü. Galatasaray Lisesi ve Darüşşafaka lisesinde öğretmenlik, sonradan “Çerkes Kız Mektebi” haline getirilen Beşiktaş Kız Terakki Mektebi’nde müdürlük yaptı. “Çerkes İttihad ve Teavun Cemiyeti” ve “Şimali Kafkas Cemiyeti” gibi Kafkas örgütlenmelerinde çalıştı. Met Yusuf İzzet Paşa’nın (daha sonra Kuzey Kafkas Ordusu Komutanı, tarihçi) başkanlığında oluşturulan Alfabe Komisyonu’nda görev alarak Latin esaslı Abhaz alfabesinin oluşturulmasında rol aldı. Bu alfabe onun adıyla “Şimali Kafkas Cemiyeti” yayınları arasında basıldı (İstanbul 1919).

1920 yılı başlarında İstanbul’daki Şimali Kafkas Cemiyeti’nin girişimi ve Osmanlı hükümetinin de onayıyla, Tiflis’te sürgünde oluşturulmuş ve General Denikin’in Gönüllü Ordusuna karşı mücadele etmekte bulunan “Kuzey Kafkasya Meclisi”ne destek olmak üzere Kafkasya’ya gönderilen bir kurulda yer aldı. Kuzey Kafkasya’nın Dağıstan, Çeçenya ve Abhazya yörelerinde çeşitli siyasal girişimlerde bulunarak anayurdunun bağımsızlığı için aynı kurulda yer alan İsmail Hakkı Berkuk (Kuzey Kafkas Ordusu eski Kurmay Başkanı) ve Aziz Meker beylerle birlikte çalışmalar yaptı.

Kuzey Kafkasya’nın Kızıl Ordu tarafından bütünüyle işgali üzerine Türkiye’ye dönmek zorunda kalan Butba, Cumhuriyet döneminde İstanbul’un çeşitli liselerinde öğretmen olarak çalıştı. Abhaz folklorundan derlemeler yapmak üzere Kafkasya’dan gelen Viktor Y.Kukba’nın çalışmalarında ona yardımcı oldu(1927). 1946 yılında öldü.

Kuzey Kafkasya’ya yaptığı gezi (1920) sırasında tuttuğu notlar, ölümünden sonra Türk Tarih Kurumu tarafından “Kafkasya Hatıraları” adıyla basıldı. Glasnost sonrasında, bu eseri “Vospominaniya o Kavkaze” adı altında Kuzey Kafkasya’nın Mahaçkala kentinde de yayımlandı (1990).

 

Sefer E. Berzeg: Kafkas Diasporasında Edebiyatçılar ve Yazarlar Sözlüğü. S. 81. Samsun 1995.

 

G.A. Dzidzariya: Makhacirstvo i problemı istoriy Abkhaziy XIX stoletiya. S.495–499. Sohum 1982.

 

B.E. Sagariya: Tragediya Makedonskikh Abkhazov. S.5-6. Sankt-Petersburg 1995.,

 


SAMSON ÇANBA (1886–1937) 

Abhaz toplum ve siyaset adamı, yazar. Yakov oğlu. Oçamçıra ilçesinin Atara köyünde doğdu. Dranda’daki kilise okulu ve Sohum Dağlı Okulu’ndan sonra gönderildiği Kutaisi’deki Tarım Okulu’nu bitirdi (1907). Bu yıllarda devrimci eylemlere karıştı. 1914-15’de Sohum (Abhazya) yöresindeki köylerde öğretmen olarak çalıştı. 1916’da Sohum’a giderek oradaki Abhaz aydınlarıyla ilişki kurdu. Sohum Öğretmenlik Semineri’nde Abhaz dili ve Coğrafya öğretmeni olarak görev aldı. Bu yıllarda RSDİP’ne de üye olmakla birlikte Bolşevik fraksiyonuna katılmadı.

Şubat 1917 devriminden sonra Kafkasya’nın kendine dönüş ve devletleşme çabalarına, Kafkasya Dağlıları Birliği (Kuzey Kafkasya) Cumhuriyeti’nin oluşturulması çabalarına aktif şekilde katıldı. “Sohumskiy vestnik” (Sohum Bülteni) ve “Gorskaya jizn”(Dağlı Yaşamı, Vladikafkas 1917) gazetelerinde yazılar yazdı. Abhaz Halk Konseyi’nin “bağımsızlar” fraksiyonunda yer aldı. Dırmit İ. Guliya, F. Kh. Eşba, K. D. Maçavaryani, N. C. Canaşiya, Simon M. Aşkhatsava, A. M. Çoçua, D. T. Maan, A. İ. Çukbar, P. S. Şakrıl, Simon P. Basariya gibi Abhaz aydınlarıyla birlikte halkının kültürel kalkınması ve Kafkasya Dağlıları Birliği’yle bütünleşmesi için çalıştı. Yörenin Gürcü Menşevik hükümetine bağlı askeri birlikler tarafından işgalinden sonra da, bu aydınlar grubu tarafından Şubat 1919’da çıkarılmaya başlayan “Apsnı” (Abhazya) gazetesinde yazılar ve eserlerini yayımladı.

Abhazya’da Sovyet iktidarının kurulmasından sonra RKP(b)’ne kaydoldu (1921) ve Abhazya SSC’nin yönetiminde ve Parti’de görevler aldı. Abhazya SSC Merkez İcra Komitesi’nin kararıyla. Eğitim Komiserliğine atanarak 1925 yılına kadar bu görevi başarıyla sürdürdü. Çeşitli gazete yazıları, tiyatro eserleri, hikâye ve şiir kitapları yayımlandı. Abhazya Yazarlar Birliğinde ve Abhaz Bilim - Araştırma Enstitüsünde görevler aldı. Abhaz Tiyatro yazınının kurucusu sayılmaktadır. Stalin döneminde 1937’de yapılan “temizlik”ler sırasında binlerce aydın ve suçsuz insan gibi o da “burjuva milliyetçiliği” vb. suçlar isnat edilerek yokedildi. Öldürülmesinden yıllar sonra “aklandı” ve “itibarı iade edildi”.

Başlıca eserleri: “Amhacır” (Tarihi dram, 1919), “Deva gor” (Dağ Kızı, Romantik poem,1919), “Moguçee derevo s alım tsvetom” (Çiçek Açan Güçlü Ağaç, 1922), “Apsnı Hanım” (Sembolik piyes 1923), “Pesn stradaniya” (Istırap Şarkısı, Realist uzun hikâye, 1927), “O, Allah Allah” (Uzun hikâye, 1929), “Sluçay iz proşlogo” (Eski Bir Olay, Mizahi piyes, 1929), “Apkhyartsa” (Sembolik şiirler, 1929), “Pobeda” (Zafer, Piyes, 1931), “Kiaraz” (Piyes, 1931), “Seydık” (Uzun hikaye, 1932), “Kamen s oçaga deduşki” (Dedemin Ocağındaki Taş, Uzun hikaye, 1934), Starıy dub” (Yaşlı Meşe Ağacı, 1935)...

 

N.P. Lakoba: Samson Çanba. (Jizn i tvorçestvo), Sohum 1972.

 

 

ASHAD DZIBA (1897-1968)

Abaza toplum ve siyaset adamı. Maşal oğlu. Kuban bölgesinin Kubinski köyünde doğdu. Batalpaşa’da öğrenim gördü. Khumara köyünde öğretmenlik yaptı (1912-1918). Moskova’da Pedagoji kurslarına katıldı (Mart 1920). Sovyet iktidarı döneminde köy sovyetine üye olarak seçildi, köyünün Devrim Komitesi Başkanı oldu. İç savaşa Kızıl Muhafız Birlikleri içinde katıldı. Kuban bölgesinin kesin olarak Sovyet Rusya tarafından işgalinden sonra, Kuban-Karadeniz Bölgesi Devrim Komitesi’ne bağlı olarak oluşturulan “Dağlı Seksiyonu”nda üye olarak görev aldı. Batalpaşa yöresinde Çe-ka tarafından yürütülen iaşe teslimat işlerinde çalıştı. Batalpaşa Yöresi Toprak bölümünde (Mayıs 1921) ve oluşturulan Karaçay-Çerkes Özerk Yöresinin Gıda bölümünde görevler aldı. Batalpaşa Yöresi İcra Komitesi Başkanlığına seçildi. 1926’da Çerkes Yöresi İcra Komitesi Başkan Yardımcısı, daha sonra Abaza-Nogay Yöresi İcra Komitesi Başkanı oldu. Çerkes Yöresi’nde kolektifleştirme çalışmalarını yürüttü. 1968’de öldü.

 

İzvestnıye lyudi Karaçayevo-Çerkesii. Kratkiy biografiçeskiy slovar. I. S. 215. Çerkessk 1997.

 


YEFREM EŞBA (1893–1939)

Abhaz devrimci, devlet ve siyaset adamı. Aleksey oğlu. Bediya köyünde doğdu. Moskova Üniversitesini bitirdi (1914). Aynı yıl RSDİP’ne üye oldu ve Partinin Bolşevik fraksiyonu içinde yer aldı. Şubat 1917 devriminden sonra Sohum Yöresine (Abhazya’ya) döndü. İç savaş yıllarında RSDP(b)’nin Kafkasya Bölge Komitesi’nde çalıştı ve Sohum (Abhazya) Yöre Komitesi’nin başkanlığını yaptı. V. İ. Lenin, J. V. Stalin, G. K. Orconikidze gibi Bolşevik liderlerle sürekli işbirliği içinde oldu.

16–21 Şubat 1918 günlerinde Sohum kentini bir ayaklanma ile ele geçiren Askeri Devrim Komitesi’ne Başkanlık yaptı. Fakat 17 Şubat’ta Abhaz Halk Konseyi’nin ültimatomuna boyun eğerek iktidarı Milli Konsey’e bırakmak zorunda kaldı. 8 Nisan’da ikinci bir silahlı ayaklanmayla yörenin büyük kısmını ele geçirerek 17 Nisan’a kadar yörede “Sovyet İktidarı”nı oluşturmaya çalıştı ise de, bu girişimi de Kafkasötesi hükümetine bağlı Gürcü birliklerinin “Bolşevizm’i ezmek” bahanesiyle Abhazya’ya girerek Karadeniz kıyısını Tuapse’ye kadar işgal etmelerinden başka bir sonuç vermedi. Yefrem Eşba, yoldaşlarıyla Kuban bölgesine kaçmak zorunda kaldı. Partide ve Kızıl Ordu’da çeşitli görevler yaptı. Denikin güçlerine karşı savaştı. Kuzey Kafkasya bölgelerinin Kızıl Ordu tarafından işgalinden sonra, Eylül 1920’de Baku’da Bolşeviklerin inisiyatifinde toplanan Doğu Halkları Kongresine Nestor Lakoba ve N. Akırtava’yla birlikte katıldı ve oluşturulan Propaganda ve Eylem Sovyeti’ne seçildi. Aralık 1920’de V. İ. Lenin’in verdiği özel bir görevle bir Abhaz grubunun başında olarak Anadolu’ya gönderildi. Ankara’da milli mücadelenin liderleriyle ve bu arada Mustafa Kemal Paşa ve Bekir Sami Kundukh ile görüştü. Gürcüstan ve Abhazya’nın da Kızıl Ordu tarafından işgali üzerine Abhazya’ya döndü. 1921–1922 yıllarında Abhazya SSC’nin Hükümet Başkanlığı’nı yaptı. SSCB’nde ve Parti’de çeşitli görevlerde bulundu. 1926 yılı başında Çeçen Özerk Yöresi’nde RKP(b) Örgütleme Bürosu Sekreteri olarak çalıştı. Stalin “temizliklerinde” Nisan 1936’da Moskova’da iken tutuklandı ve Nisan 1939’da kurşuna dizilerek öldürüldü. Stalin’in ölümünden sonra 21 Mart 1956’da Sovyet hükümeti tarafından aklandı ve “itibarı iade edildi”.

Çeşitli politik yazıları ve General Denikin’in Gönüllü Ordu’suna karşı savaşırken genç yaşta ölen Çeçen devrimci Aslanbek Şerip(ov) ile ilgili bir eseri bulunmaktadır.

 

G. A. Dzidzariya: Yefrem Eşba. Sohum 1983.

 

İgor Marıkhuba: Yefrem Eşba. (Vıdayuşiysya gosudarstvennıy deyatel). Akua (Sohum) 1997.


 

 

KAZIM KAP (1890–1980)

Kafkas yurtseveri, Osmanlı-Türk subayı. Tamtek ile Medine’nin oğlu. 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı sırasında Kuzey Kafkasya’da Rus işgalcilere karşı oluşan ayaklanmalar sonrasında Osmanlı topraklarına sürülen bir Abhaz ailesinin çocuğu olarak Adapazarı’nda doğdu. Küçük zabit (Astsubay) Okulu’nu bitirdi. 1918 yılı sonbaharında “Kafkas İslam Ordusu”nun küçük rütbeli bir subayı olarak ve anayurdunun bağımsızlığı için savaşmak gayesiyle Kafkasya’ya gitti. Mondros Silah Bırakışması’ndan sonra bu ordudaki birçok Kafkasyalı subay ve er gibi o da Azerbaycan bağımsız hükümeti emrinde görev alarak Kafkasya’da kaldı. Karabağ yöresinde Jandarma Komutanı olarak başarılı çalışmalarda bulundu ve Ermenilerin saldırılarına karşı mücadele etti. 10 Ağustos 1919’da Tiflis’te, sürgündeki Kuzey Kafkasya Meclisi’nin toplantısına çağırıldı ve Meclis tarafından Dağıstan bölgesinde cephe Komutanı olarak görevlendirildi. Daha sonra da Ali Hacı Akuşinski’nin yönetiminde Milliyetçi-sosyalist koalisyonu bir iktidar organı olarak oluşturulan “Kuzey Kafkasya Savunma Konseyi”nin bir komutanı -bir aralık Başkomutan- olarak General Denikin’in Rus -Kazak birliklerine ve bir yandan da Rus Bolşeviklerine karşı mücadelesini sürdürdü. Rus Kızıl Ordu birliklerinin Kuzey Kafkasya sınırlarına girmesi sırasında (Mart 1920) Savunma Konseyi’nde çoğunluğu sağlayan ve Sovyet Rusya Hükümeti adına ülkede iktidara el koymaya hazırlanan, Konsey içindeki “RKP(b) Dağıstan Bölge Komitesi “üyelerini tutuklattı. Konsey Başkanı olan Sultan Said Kazbek de bu arada askerleri tarafından öldürüldü. Bolşevikler, bu durumu Dağıstan’daki Osmanlı-Türk subaylarına ve Kafkasyalı milliyetçilere karşı etkin bir propaganda malzemesi olarak kullanıp, ellerindeki Kızıl partizan müfrezelerini üzerlerine sevk ettiler. Kazım Bey bir ara Kaka-maki köyünde Kızıl partizanlar tarafından kuşatıldı ise de kuşatmayı yaralı olarak yararak kurtulmayı başardı. Daha sonra Azerbaycan’a geçmek zorunda kalan Kazım Kap, Şubat 1921 başlarında Kafkasya’yı bütünüyle terk etmek zorunda kalarak, arkadaşlarıyla birlikte Türkiye’ye döndü.

Küçük Zabit Mektebi (Astsubay Okulu) mezunu olmasına karşın savaş yıllarındaki başarılarıyla Topçu Binbaşılığına kadar yükselmiş bulunan, ama bu rütbenin de çok üzerinde görevler yüklenerek ünlenen Kazım Kap, askerlikten ayrıldıktan sonra Zonguldak’ta TCDD (Demiryolları) Müfettişliği, Eskişehir’de Tarım Bakanlığı Müfettişliği görevlerinde bulundu. 1935 yılında emekli olduktan sonra kereste ticareti ile de uğraştı. İkinci Dünya Savaşı yıllarında SSCB’ne karşı ve Kuzey Kafkasya’nın bağımsızlığına yönelik olarak yapılan çalışmalar içinde de bulundu. İstanbul’da öldü.

1968 yılında yayımlanan bir makalesinde şöyle demektedir: “En büyük idealim Kuzey Kafkasya’nın bağımsızlığına kavuştuğunu görmektir. Bağımsızlık, uygar bir milletin -hele o millet bu uğurda yüzyıllar boyu varını yoğunu ortaya koyarak mücadele etmişse- en doğal hakkıdır. Ben, bu kutsal idealin gerçekleşmesi için bütün varlığıyla çalışmak, gerekirse hayatını bile feda etmek arzu ve heyecanı ile dolu bir Kafkasyalıyım”.

 

Kazım Kap: “Şimali Kafkasya-Bolşevik Rusya Mücadelelerinden Sahneler”. Birleşik Kafkasya. No: 13–14–15. İstanbul 1968.

 

Tarık Cemal Kutlu: “1918–1921 Yıllarında Kuzey Kafkasya’daki Mücadelelerin Bilinmeyen Komutanı”. Kafkasya Yazıları. No:7. S. 36–57. İstanbul 1999.

 

Tarık Cemal Kutlu: Çeçen Direniş Tarihi, S. 407–414. Anka Yayınları. İstanbul 2005.

 

HÜSEYİN KUMUZ (KIMZA) (1890–1964)

Abaza asker ve toplum adamı. Kuban Bölgesi’nde Batalpaşa (bugünkü Çerkessk) ilçesine bağlı Elburgan köyünde doğdu. Orta Öğrenimini Tiflis Askeri Okulunda yaptı. 1908 yılında burayı bitirdikten sonra, Petersburg’daki Mihaylovski Topçuluk Okulu’na kaydedildi ve 1911 yılında mezun oldu. Subay olarak Polonya’da görevlendirildi. Birinci Dünya Savaşı’na Batı cephesinde katıldı. Şubat 1917 devriminden sonra Kafkasya’ya dönen Kumuz, Ekim 1917’de merkezi Rusya’da Bolşeviklerin iktidara gelmesi ve Ruslar arasındaki iç savaşın Kuzey Kafkasya’ya da taşınmasından sonra, Kuban’da General Sultan Kılıç Girey tarafından oluşturulan ve beyaz Gönüllü Ordu içinde yer alan “Çerkes Süvari Tümeni”ne katıldı. 1918–1920 yıllarında bu tümenin Topçu komutanı olarak Kızıl Ordu’ya karşı savaştı. 1920’de Kuzey Kafkasya’nın Kızıl Ordu tarafından işgali üzerine önce Türkiye’ye, sonra da Avrupa’ya gitti. 1927’de bir grup Kuzey Kafkasyalı mülteci subayla birlikte Polonya ordusuna katılarak yüzbaşı rütbesiyle göreve başladı. Daha sonra Binbaşı rütbesiyle önce Batarya sonra da Alay Ağır Topçu Komutanı olarak Varşova’da bulundu. Bu askeri görevleri sırasında, Polonya’daki Kuzey Kafkasya siyasi göçmenlerinin çalışmalarına da aktif olarak katılıyordu. Polonya’nın işgalinden sonra 1940 yılında önce Türkiye’ye oradan da Ortadoğu ülkelerine geçerek buralardaki Kuzey Kafkasyalılar arasında yaşadı. Savaştan sonra İngiltere’ye yerleşti. Anadili Abazaca ve Adıgece’den başka Rus, Türk, Polonez, Fransız ve İngiliz dillerini biliyordu. 1951 yılında Ali Han Kantemir’in redaktörlüğünde Münih’te yayınlanmaya başlayan Türkçe-Rusça-İngilizce “Kafkasya” (sonra “Birleşik Kafkasya”) dergisi çevresindeki siyasi çalışmalara katıldı ve bu dergide yazıları yayımlandı. 29 Kasım 1964’te Londra’da öldü.

 

“Khronika v zarubejye”. Obyedinennıy Kavkaz. No: 2-3. S. 61-62. (Organ Severokavkazskoy Natsionalnoy Mısli). München 1964.

 

M. Aydın Turan: “Kafkasya Dağlıları Halk Partisi II”. Tarih ve Toplum. No: l62. S. 47. İstanbul 1997.

 


NESTOR LAKOBA (1893-1936)

Abhaz devrimci. Apollon oğlu. 1912’de Batum’da bulunduğu sırada RSDİP’nin “Gerçekçiler” (Pravdistov) grubuna katıldı. Şubat 1917 devrimi ve Merkezi Rusya’da Bolşeviklerin iktidarı ele geçirmelerinden (Ekim 1917) sonra, Sohum (Abhazya) Yöresi’nde Sovyet iktidarının kurulması için aktif bir şekilde çalıştı. Şubat-Nisan 1918’de Abhaz Halk Konseyi’nin iktidarına son vermek için yapılan fakat tüm Abhazya yöresinin Gürcü birliklerince işgaline gerekçe oluşturmaktan başka sonuç doğurmayan silahlı ayaklanma hareketlerinde ve Sohum’da 8 Nisan’dan 17 Nisan’a kadar süren kısa “Sovyet iktidarı” döneminde önemli rol oynadı. Hareketin başarısızlıkla sonuçlanması ve Karadeniz kıyısının Tuapse’ye kadar Gürcü hükümetine bağlı birlikler tarafından işgali üzerine, yoldaşları ve küçük “Kiaraz” müfrezeleri ile birlikte Kuzey Kafkasya’ya iltica etti. İç savaş ve General Denikin’e karşı mücadele döneminde, Sovyet Kızıl Ordusu ile birlikte savaştı. 1918 sonbaharında dağ geçitlerinden Abhazya’ya geçti. Çok geçmeden diğer bazı Abhaz komünistleri ile birlikte tutuklandı. Hapisten kurtulduktan sonra da bir süre Abhazya’da Gürcü Menşevik hükümetine karşı çalışmalarını sürdürdü. Gürcü hükümetinin onu yöreden çıkarması üzerine 1919-1920’de Gürcistan’ın Acara (Batum) yöresinde RKP(b)’nin yöresel örgütünde görev alarak Parti’nin yeraltı askeri çalışmalarını yönetti.

1920 Haziranında Lenin tarafından acil şekilde Moskova’ya çağrılarak Yekaterinodar’a gönderildi. Kuban-Karadeniz Askeri Devrim Komitesi üyesi oldu ve daha sonra da bu Komiteye bağlı olarak oluşturulan “Dağlı Seksiyonu”nun başkanlığını yaptı. Eylül 1920’de Abhaz devrimciler Yefrem Eşba ve Nikola Akırtava ile birlikte Bolşeviklerin inisiyatifiyle Bakü’de toplanan “Doğu Halkları Kongresi”nin çalışmalarına katıldı. Yefrem Eşba ile birlikte bu kongre tarafından oluşturulan Propaganda ve Eylem Sovyetine seçildi. Eylül’de, Bakü’de “Türkiye Komünist Partisi (TKP)’nin kurulması çalışmalarına katıldı. Aralık 1920’de Lenin tarafından verilen özel bir görev için oluşturulan ve çoğunluğunu Abhaz komünistlerinin teşkil ettiği Yefrem Eşba başkanlığındaki bir yoldaş grubuna katılarak Türkiye’de bir görev gezisinde bulundu, oradaki Kafkasyalı Abhazlarla da ilişkiler kurdu.

SSCB döneminde Abhazya Halk Komiserleri Sovyeti Başkanı (1922-1930) ve Abhazya Merkez İcra Komitesi Başkanı olarak görev yaptı. Kafkasya’nın diğer bölgelerinin aksine, kişisel prestiji ve “devrimci kıdemi” sayesinde Abhazya’da “sovyetleştirme”nin kansız ve nispeten ılımlı olmasını sağladı. V. İ. Lenin’in ölümü günlerinde, hasta bulunan L. Troçki’yi “tedavi için” Abhazya’da tecrit etmek suretiyle J. V. Stalin’in ve yandaşlarının iktidarına zemin hazırlamış oldu. Bu nedenle onun döneminde de bir süre kendisine dokunan olmadı. Kafkasya’nın çeşitli yörelerinde ağır baskılara uğrayan milliyetçiler ve eski üst sınıflara mensup insanlar bile, o ağır baskı yıllarında Abhazya’da yaşamlarını sürdürme olanağı buldular. Bir ara Sohum’da bulunan Zinovyev bile “Abhazya’nın adını değiştirip Lakobistan yapmak gerek” diyerek onunla şakalaşmıştı. Fakat bu durum uzun sürmedi. Nestor Lakoba da, Abhazyalı bir Mingrel olan ve J. V. Stalin nezdinde yükselmesine kendisinin aracı olduğu Lavrenti Beria ve kliği tarafından 1936 yılında yok edildi.

 

Stanislav Lakoba: Oçerki politiçeskoy istorii Abkhazii. “Alaşara”. Sohum 1990.

 


 

 

AZİZ MEKER (1877-1941)

Kuzey Kafkasya yurtseveri, bilim ve toplum adamı, diplomat, yazar. Mehmed Ali oğlu. Kuban Bölgesi’nde, bugün Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti sınırları içinde bulunan Biberdkıt adlı Abaza köyünde doğdu. Anadili Abazaca ve Adıgeceydi. Köyünde ve Batalpaşa (Çerkessk) kasabasında öğrenim gördü. Ailesinin Türkiye’ye hicret ederek Eskişehir yöresinde yerleşmesinden sonra öğrenimini İstanbul’da sürdürdü. Daha sonra Fransa’ya gönderilerek Tarımcılık konusunda yüksek öğrenim gördü. Halkalı Ziraat Okulu’nda öğretmenlik yaptı (1907).

Kuzey Kafkasyalı sürgünler tarafından İstanbul’da oluşturulan Çerkes İttihad ve Teavun Cemiyeti”, “Kafkasya İstiklal Komitesi”, “Türkiye’de Kuzey Kafkasya Siyasi Göçmenleri Komitesi”, “Şimali Kafkas Cemiyeti” gibi örgütlerde aktif görevler yüklendi. İdeal arkadaşlarından Hüseyin Tosun Şhaplı Bey’le birlikte “Köylü Bilgi Cemiyeti”nin kurucu ve yöneticileri arasında yer aldı (l914). Tüm bu dernek ve kuruluşlarda konferanslar verdi, broşürleri yayımlandı. Birinci Dünya Savaşı sırasında Kafkas İstiklal Komitesi adına Başkan Deli Fuad Paşa’nın (Tuğa) başkanlığındaki bir delegasyonun üyesi olarak Viyana, Berlin, Lozan vb. Avrupa merkezlerinde Kafkasya bağımsızlık davası için yapılan görüşmelere katıldı. Bu konuda broşürleri, dergilerde yazıları yayımlandı. Çeşitli devlet adamlarıyla, bu arada Cenevre’de sürgünde yaşamakta olan V. İ. Lenin’le görüştü. Rusya’daki Şubat 1917 devrimi ve Çarlığın yıkılmasından sonra da bu çalışmalarını sürdürdü. 1917 yılı sonunda, İstanbul’daki “Kafkas İttihad Cemiyeti” tarafından Yusuf Suad Neguç ve Ahmet Beylerle birlikte siyasi çalışmalar yapmak, soydaşlarıyla ilişkiler kurmak üzere Kafkasya’ya gönderildi. Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının ilanından sonra Dışişleri Bakanı Haydar Bammat ile birlikte Avrupa ülkelerinde bu devletin tanınması için yapılan siyasi propaganda çalışmalarına katıldı. Osmanlı devletinin Kafkasya kökenli İsviçre Büyükelçisi Fuad Selim Bey’in de desteğiyle, çeşitli siyasi girişimler ve yayın çalışmalarında rol aldı. “Kafkasya’nın Ahval-i İçtimaiye ve İktisadiyesine Dair Konferans (İstanbul 1918), “Les Russes en Circassie” (Ruslar Çerkesya’da, Berne 1919) vb. eserleri ve makaleleri yayımlandı. Anadili Abaza-Adıgece ve Türkçe’den başka Rusça, Fransızca ve Almancayı da iyi biliyordu.

1920 yılında “Şimali Kafkas Cemiyeti” tarafından, Osmanlı Hükümetinin de bilgi ve desteğiyle, İsmail Hakkı Berkuk (Kuzey Kafkasya Ordusu Eski Kurmay Başkanı), Mustafa Butba vb.’ndan oluşan bir kurul içinde Kafkasya’ya gönderildi. Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı için çalışmalar yaptı. Kızıl Ordu’nun işgali sonucu Türkiye’ye döndüğünde TBMM Hükümeti’ne İsmail Hakkı Berkuk’la birlikte verdiği raporlar ve bilgiler, Mustafa Kemal Paşa ve Hükümetin Sovyet Rusya’ya karşı olan politikasını önemli bir şekilde etkiledi. 1921 yılında TBMM Hükümeti tarafından Sovyet Rusya’ya gönderilen Elçilik Kurulunda Başkatip olarak görevlendirildi. Moskova’da V. İ. Lenin, G. Çiçerin, J. V. Stalin vb. Sovyet yöneticileriyle yapılan görüşmelere katıldı. Elçilik Kurulu’nda görevli bulunan Mehmed Fuad Carım, Tahsin Rüşdü Baj vd. Kuzey Kafkasya kökenli arkadaşlarıyla birlikte, birleşik Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin yeniden kurulması ve bir “Kafkas Konfederasyonu” oluşturulması yolundaki çalışmalara destek verdi.

1923 yılında Türkiye’ye döndükten sonra, Ankara’da Ziraat Enstitüsü’nde Profesörlük, Ziraat Enstitüsü Başkanlığı, Tarım Bakanlığı Müsteşarlığı gibi yüksek eğitim ve yöneticilik görevlerinde bulundu. 1941 yılında Ankara’da öldü.

 

Sefer E. Berzeg; Kafkas Diasporasında Edebiyatçılar ve Yazarlar Sözlüğü. S. 178-179. Samsun 1995.

 

Sefer E. Berzeg; Türkiye Kurtuluş Savaşında Çerkes Göçmenleri. S. 19-20. İstanbul 1990.

 

Aziz Meker’in yukarıdaki portresi Kafkas İslam Ordusu Komutanı Nuri Paşa (Killigil) tarafından yapılmıştır.

 


 

 

HÜSEYİN RAUF ORBAY (1881-1964)

Kafkasya-Abhaz kökenli olup Trablusgarp (Libya) Valiliği ve Ayan Meclisi (Senato) Üyeliği yapmış olan Aşharuva Mehmet Muzaffer Paşa’nın oğludur. 1881 yılında İstanbul’da doğdu. Deniz Harp Okulu’nu ve Mühendishane’yi (1899) bitirdi. Amerika, İngiltere, Almanya vs. ülkelerde çeşitli dış görevlerde bulundu. Trablusgarp ve Balkan Savaşları’na katıldı. Balkan Savaşı’nda (1912) Hamidiye adlı Osmanlı Savaş gemisinin komutanı olarak Akdeniz’de giriştiği korsanlık ve akıncılık eylemleriyle tüm imparatorlukta ve yabancı ülkelerde büyük ün kazandı ve “Hamidiye Kahramanı” ola­rak tanındı. Birinci Dünya Savaşı’nda Irak ve İran’da “Osmanlı Teşkilat-ı Mahsusası”nın bir görevlisi olarak askeri görevlerde bulundu. Daha sonra yarbay rütbesi verilerek Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı’na atandı. Savaş sonunda Brest-Litovsk’da Sovyet Rusya ile yapılan barış görüşmelerine Osmanlı delegesi olarak katıldı (Mart 1918). Osmanlı topraklarındaki Kafkas göçmenleri tarafından Çarlık Rusyası’na karşı oluşturulmuş olan “Şimali Kafkas Cemiyeti”, “Türkiye’de Şi­mali Kafkasya Siyasi Muhacirleri Komitesi” vb. poli­tik örgütler içinde yer alan kişilerden biriydi. Osmanlı Hükümeti’ni, Trabzon’da Kafkasötesi Cumhuriyeti temsilcileri ile yapılan görüşmelerde Delegasyon Baş­kanı olarak temsil etti. Bu görüşmelere anayurdu Ku­zey Kafkasya adına da temsilciler gönderilmesini sağladı. Daha sonra Batum’da yapılan görüşmelerde de Kuzey Kafkasya delegasyonu ile işbirliği yaparak, ku­rulacak bağımsız Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin Os­manlı Devleti tarafından tanınması ve desteklenmesi yönünde çalışmalar yaptı (Nisan-Mayıs 1918). Ahmet İzzet Paşa kabinesinde Bahriye Nazırlığı (Deniz Bakan­lığı) görevine getirildi (14 Ekim 1918). Savaşı sona er­diren Mondros Silah Bırakışması’nı Osmanlı baş delegesi olarak imzaladı (30 Ekim 1918). Anlaşmanın uy­gulanış tarzından hayal kırıklığına uğramıştı. Albay rütbesindeyken askerlikten istifa etti. Yunanlıların İzmir’e çıkması üzerine Anadolu’ya geçerek Ege yöresinde Yu­nan İşgaline karşı ilk cephelerin kurulmasında rol oy­nadı. Mustafa Kemal Paşa ile kardeşlik derecesine va­ran bir arkadaşlığı vardı. Amasya’da onunla buluşarak Anadolu İhtilali’nin esaslarını saptayan “Amasya Ka­rarları”nın hazırlanmasında bulundu (Haziran 1919). Erzurum ve Sivas Kongrelerinde Mustafa Kemal Paşa’yla birlikte bulundu ve ona destek oldu. “Heyet-i Temsiliye”ye seçilen arkadaş ve hemşerileri Kundukh Bekir Sami, Hakkı Behiç, Tanbiy Ömer Mümtaz Bey’lerle birlikte bu ihtilal kurulunun en aktif üyelerinden biriydi. Üçüncü Damat Ferit Paşa Hükümeti’nin düşü­rülmesinden sonra Ali Rıza Paşa Hükümeti adına Ana­dolu’ya gönderilen Kuzey Kafkasya kökenli Karzeg Salih Paşa ile yapılan “Amas­ya Görüşmeleri”ne Mustafa Kemal Paşa ve Kundukh Be­kir Sami Beyle birlikte katıldı (Ekim 1919). İstanbul’­da toplanan son Osmanlı Mebuslar Meclisi’ne Sivas’tan milletvekili seçildi. Mecliste Anadolu İhtilalinin tem­silcisi ve Kuvayı Milliyeci milletvekillerinden oluşan “Felah-ı Vatan” grubunun başkanı olarak “Misak-ı Mil­li”nin (Ulusal And) kabulünü ve dünyaya duyurulma­sını sağladı. Bu eylemleri yüzünden 20 Mart 1920’de İn­gilizler tarafından Meclis’te tutuklanarak Malta Adası’na sürüldü. Kundukh Bekir Sami Bey’in TBMM adına imzaladığı Londra Anlaşması’ndan sonra serbest bıra­kıldığında Hatko İsmail Canbulat Bey, Şhaplı Hüseyin Kadri Bey, Mürsel (Paşa), Hunce Ali Sait Paşa ve diğer arkadaşlarıyla birlikte Ankara’ya geldi (Kasım 1921). Si­vas Milletvekili olarak TBMM’ne katıldı. Bayındırlık Bakanlığı ve TBMM Başkan Vekilliği yaptı. Dürüst ve saygın kişiliğiyle Meclis’teki gruplar arasında bir denge unsuru oluyordu. Başbakanlığa getirildi (12 Tem­muz 1922). Yunan Ordularının kesin yenilgisi ve Lozan Barışı onun başbakanlığı sırasında gerçekleşti. Barış görüşmeleri sırasında özellikle İsmet Paşa (İnönü) ile anlaşmazlığa düştüğünden Başbakanlıktan istifa ederek ayrıldı (4 Ağustos 1923). TBMM’nin ikinci dönemine İstanbul’dan milletvekili seçilerek katıldı. Muhalefete geçerek Kundukh Bekir Sami Bey, Hatko İsmail Can­bulat Bey vb. arkadaşlarıyla birlikte “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası”nın kurucuları arasında yer aldı. İzmir’de Mustafa Kemal Paşa’ya düzenlenen suikast vesilesiyle muhalefetin tasfiyesi sırasında, haksız olarak bu olaya adı karıştırıldı. Milletvekili sıfatı taşımasına ve Avrupa’da tedavide bulunmasına rağmen İstiklâl Mahkemesi tarafından gıyabında on yıl sürgün ceza­sına çarptırıldı (1926). Büyük bir hayal kırıklığı ve küs­künlük içinde on yıl kadar çeşitli ülkelerde yaşadı. 1935 yılında af yasalarından yararlanarak ve ailesinin ısrarıyla Türkiye’ye döndü. Suikast olayıyla ilgisi bulun­madığı sonradan Askeri Yargıtay kararıyla saptandı ise de eski arkadaşı Mustafa Kemal (Atatürk) ile görüş­meleri ve barışmaları mümkün olmadı. TBMM’nin altıncı dönemine Kastamonu’dan milletvekili seçildi. İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye yönünden bü­yük önem kazanan Londra Büyükelçiliği’ne getirildi (1942) ve Türkiye’nin bu savaşın dışında kalmasında önemli rolü oldu. Bu görevden de 1944 yılında kendi isteğiyle ayrıldı ve bir daha devlet görevi kabul etmedi. Cumhur­başkanı İsmet İnönü’nün muhalif bir parti kurması teklifini de reddetti. Kendi halinde yaşadı ve 1964 yı­lında İstanbul’da öldü.

 

Cemal Kutay: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Yüzyılımızda Bir İnsanımız : Hüseyin Rauf Orbay (1881-1964). 5 cilt. İstanbul 1992.

 

Sefer E. Berzeg; Türkiye Kurtuluş Savaşında Çerkes Göçmenleri. II. S. 9-12. İstanbul 1990.

 


Rauf Orbay: Siyasi Hatıralar. Örgün Yayınevi. İstanbul 2003

 

 

 

ALEKSANDR ŞERVAŞİDZE (ÇAÇBA)

Abhaz soylusu, asker ve aydın. General Grigori Şervaşidze’nin oğludur. Çarlığın son döneminde Sohum’un yöneticiliğini yapmıştı. Şubat 1917 devriminden sonra da Rusya Geçici Hükümeti’nin yerel iktidar organı olarak görev yapacak olan “Toplumsal Güvenlik Komitesi”nin başına getirildi.

Kuzey Kafkasya halklarının bütünleşme ve devletleşme çabalarında aktif olarak görevler aldı. Kafkasya Dağlıları Birliği’nin 1. ve 2. Kongrelerine Abhazya delegelerinin başında olarak katıldı. Abhazya Yöresi’nin de dahil olduğu Kuzey Kafkasya (Kafkasya Dağlıları Birliği) Cumhuriyeti’nin kurucuları arasında bulundu. 8 Kasım 1917’de toplanan Abhaz Halk Kongresi’nde oluşturulan “Abhaz Halk Konseyi”nin de başkanlığına seçildi.

Abhazya’nın, Bolşevizm’e karşı yardım görünüşü altında ülkeye giren Gürcü Menşevik birlikleri tarafından işgali üzerine, Batum’a giderek arkadaşları ve sürgündeki Kafkasyalı-Abhazlarla birlikte Abhazya’ya yapılan iki çıkartma hareketini örgütledi ise de başarılı olamadı. Gürcü işgalciler tarafından yurduna dönmesi engellendiği gibi, Gönüllü Ordu Başkomutanlığı ve İtilaf Devletleri komutanlıklarına yaptığı başvurular ve protestolardan da bir sonuç alamadı.

 

G. A. Dzidzariya: Formirovaniye dorevolyutsionnoy Abkhazskoy intelligentsii. S. 284. Sohum 1979.

 

 

MİHAİL TARNAVA (1895-1941)

Abhaz aydını, toplum ve siyaset adamı, yazar. Yıvan oğlu. Çarlığın son döneminde “Abhaz Yaşamının Dönüm Noktası” (Sokhumskiy vestnik, 19l6), “Abhaz Kilisesi Hakkında Kısa Deneme” (Sohum 1917) gibi bazı araştırmaları yayımlanmıştı. Şubat 1917 Devriminden sonra, Abhazya’nın yeniden doğuş ve Kuzey Kafkasya birliği içinde yer alma eylemlerinde rol aldı. 1918-1919’da, Abhazya Halk Konseyi’nin, saldırgan Gürcistan Cumhuriyeti’nin ilhakçı politikalarına karşı mücadele veren aktif üyelerinden biriydi. Örneğin 29 Eylül 1919 günlü bildiriyi kaleme alanlar arasında yer aldı ve bu yüzden baskılara uğratıldı.

Abhazya’nın Kızıl Ordu tarafından işgali ve Abhazya SSC’nin oluşturulmasından sonra (192l), Abhazya’da bir süre geçerli olan “kendine özel komünizm” uygulamaları sayesinde, bir süre daha çalışma ve yaşama olanağı buldu. Kaleme aldığı anılarını Kasım 1940’ta Gudauta’da tamamladı. Fakat yayınlama olanağı olmadı. Stalin-Beria yönetimi tarafından Eylül 1941’de, aralarında Simon Basariya, Rajden Kakuba vb.lerinin bulunduğu 20 Abhaz aydını ile birlikte o da tutuklandı. “Abhazya’da iktidarı ele geçirmeye kalkışmak ve Alman silahlı güçlerine yardım etmek” gibi komik gerekçelerle suçlanarak kurşuna dizildi (22 Aralık 1941).

“Neizvestnıye vospominaniya Mikhaila Tarnava”. Literaturnaya Abkhaziya. (Organ Soyuza pisateley Abkhazii). 1991/1. S. 194-213. Sohum 1991.

 

AYDIN ARIT

Büyük Çerkes sürgününde (1864) Kafkasya'nın Karadeniz kıyısındaki Adler (Arıdlar) yöresinden sürülerek Anadolu'ya yerleşen Arıd adlı bir Abhaz- Adzığe ailesinin çocuğudur. 1928 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Robert Kolej'deki öğrenimini yarım bırakarak gittiği ABD'nde öğrenimini sürdüremedi. Gemici olarak iki yıl denizlerde dolaştıktan sonra döndüğü Türkiye'de kol işçiliğinden bankacılık ve gazeteciliğe kadar çeşitli işlerde çalıştı, çeviriler yaptı.

1958'de küçük hikâyelerle girdiği edebiyat çalışmalarını daha sonra roman ve oyun yazarlığıyla sürdürdü. İçinde yaşadığı topluma yabancılaşmış kişilerin bunalımlarını ve iç dünyalarını vermeye, ruhsal durumlarını çözümlemeye çalışan tiyatro, radyo ve TV oyunlarından birçoğu kitap halinde basılmamıştır. İlk üç oyunu Ankara Devlet Tiyatrosu'nca sahneye kondu. "İşlerde Bozukluk" adlı radyo oyunu ile TRT 1966 Sanat Ödülleri Yarışması birincilik ödülünü "Beberuhiler" ile mansiyon, 'Kuş" adlı oyunuyla da TRT 1970 Sanat Ödülleri yarışmasında TV Çocuk Oyunu dalında başarı ödülünü kazandı.

Romanları: "Siyamlı İkizler" (Yeni İstanbul gazetesinde tefrika edildi), "Sapıklar" (1970). Oyunları: "Bal Sineği" (1965), 'Aya Bir Yolcu" (1966), "Uçamayan Kuşlar Tutulur" (1973), "Güneşi Parlatanların Gölgesinde” ( 1979)...

www.kafpedia.org

AZİZ ABAZA

Mısır’lı ünlü şair ve yazar. Çerkes Memlûk devleti döneminde Mısır'a gelerek yerleşmiş bir Çerkes-Abhaz ailesinin çocuğudur. 1899 yılında doğdu. Mısırlı Çerkes yazar Ahmed Şevki'nin (1868–1932) teşviki ve ilgisiyle genç yaşta şiir yazmaya başladı. Yeni-klasik tarzdaki şiirleri 1930'lu yıllardan başlayarak dergi ve gazetelerde yayımlandı. Yine Ahmed Şevki'nin teşvikiyle "Kays ve Lubne" adlı ilk piyesini kaleme aldı. Aziz Abaza, sadece edebiyatla uğraşmamıştır. Kahire Üniversitesi'nde Hukuk öğrenimi görmüş, Başsavcı Yardımcılığı görevinde bulunmuş, 1930'lu yıllarda Milletvekili olarak Parlamentoya girmiştir. Kalubiye, Fayum, Minya, Port-Said ve Asyut illerinde vali olarak görev yapmıştır. Aziz Abaza’nın şiirleri 1943 yılında, ölen eşine ithaf ettiği "Umutsuzluğun Sesi" adını taşıyan tek divanında bir araya getirilmiştir. Daha sonra kaleme aldığı dram tarzındaki piyesleri genellikle İslamiyet’in ilk dönemi ile ilgilidir. Bunlar 'Al-Abase" (1974), "Yiğit" (1950), "Şecarat ad-Durr" (1951), "Endülüs'ün Çöküşü" (1952), "Şahriyar" (1954), "Kervan'ın Nuru" (1961), "Kayser" (1963) vd. piyesleridir. "Sonbahar Yaprakları" (1957) ve "Zahre" (1968) adlı piyeslerinde ise günümüz yaşamını işlemektedir. Arap Dil Akademisi'nin üyeleri arasında bulunan Aziz Abaza, Mısır ve Suriye Sanat ve Edebiyat Cemiyetinin şiirle ilgili bölümünün ve Mısır Şairler Birliğinin Başkanlığını da yapmıştır. 1969 yılında öldü.

www.kafpedia.org

 

FAZIL İSKENDER

Kafkasya’nın yaşayan en önemli edebiyatçılarındandır. 1929 yılında Sohum’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Abhazya’da tamamladı. Moskova Kütüphanecilik Enstitüsü'nü bırakıp kaydolduğu Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü’nü 1954 yılında bitirdi. 1954–55 yıllarında "Branskiy Komsomolets", 1955-56 yılları arasında "Kurskaya Pravda"da, 1956 yılında Abhazya Devlet Yayınevi'nde çalıştı. 1989–1992 yıllarında Abhazya Özerk Cumhuriyeti milletvekili idi. Birçok gazetede yayın kurulu üyeliği ve 1996–2001 yılları arasında da Devlet Başkanlığı Kültür ve Sanat Kurulu üyeliği yapmıştır. 1989’da SSCB ödülü, 1992’de A. Tepfer Vakfı Puşkin ödülü, 1999’da Üstün Hizmet ödülü aldı. Norwich Üniversitesi (ABD) tarafından fahri doktor unvanı verilen Fazıl İskender’in adı 1994'te Uluslararası Astronomi Birliği’nce yeni bulunan bir göktaşına verildi. Ünlü hicivleriyle tanınan Fazıl İskender 1950 yılından beri Moskova’da yaşamaktadır.

www.kafpedia.org 

FİKRET ARIT

Abhaz'ların Arıd (Arıdba) ailesindendir. 1918 yılında Karadeniz Ereğli’de doğdu. İstanbul Robert Koleji orta kısmını bitirdi (1935). Basın hayatına atılmadan önce banka memurluğu, kömür ticareti, seyahat acentesi memurluğu gibi çeşitli işlerde çalıştı. 1950'den sonra "Yeni İstanbul" gazetesinde başladığı gazeteciliğini "Anadolu Ajansı"nda ve "Hayat" dergisinde (1956–62) sürdürdü. Yazarlığı meslek edindi. Telif çeviri roman, hikâye, inceleme ve sahne eserleri, röportajları, filme alınmış senaryoları, radyo oyunları vardır. İlk çocuk oyunu ile TRT 1970 Sanat Ödülleri Yarışmasında Radyo ve TV çocuk oyunları dalında iki ödül aldı. "Özgürlüğe Doğru"' adlı eseriyle 1984 Sıtkı Dost Çocuk Edebiyatı İkincilik Ödülünü kazandı.

  • Romanları: "Mansilâ" (1944), "Güzel Yuana" (1946), "Maziden Gelen Sesler" (1953), "Bu Hayatı Yaşamak Lazım (1955), “Muhtar" (1957), "Kader Böyle İmiş" (1958), "Hep Bu Topraklar İçin" (1961).
  • Hikâyeleri: "Türk Havacılık Hikâyeleri" (1966).
  • Çocuk Romanları: "Küçük Fedailer" (1962), "Garip" (1966), "Transfer Ahmet" (1969), "Tutsak Doğanlar" (1980), "Uçan Kleopatra" (1981).
  • İncelemeleri: "Adlarını Göklere Yazdılar" (1964), "Havalarda İlk Türk Kadınları" (1967).
  • Çevirileri: "Büyük Savaş" (1974), "Ocak" (Robert Crichton'un romanından, 1974), "Odessa" (Frederic Forsyth'ın romanından, 1974)...

www.kafpedia.org

GAZANFER BİLGE

Kuzey Kafkasya kökenli ünlü sporcu ve işadamı. Baba tarafından Abhaz, anne tarafından Adige'dir. 1923 yılında Karamürsel'de doğdu. 17 yaşında Kasımpaşa Spor Kulübü'nde güreşe başladı. 1946 yılında milli takıma seçildi. Aynı yıl Stokholm'de yapılan Avrupa Güreş Şampiyonasında 62 kiloda şampiyon oldu. 1948 Londra Olimpiyatları'nda kazandığı altın madalya, Türkiye'nin olimpiyat tarihinde aldığı ilk olimpiyat madalyasıydı. 1953 yılında güreşi bıraktı. Güreş sonrasında ticari hayata atılan Gazanfer Bilge 2007'de TBMM Üstün Hizmet Ödülü'ne layık görüldü.

Yıldız Bilge’yle evlenip bir çocuk babası olan Gazanfer Bilge, karaciğer rahatsızlığı dolayısıyla tedavi görmekte olduğu Kadıköy Florence Nightingale Hastanesi’nde tedavi görmekteyken 20 Nisan 2008'de, 85 yaşında hayata gözlerini kapadı. 23 Nisan 2008'de Çarşamba günü Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii’nde kılınan öğle namazının ardından Kocaeli’nin Karamürsel İlçesi’ne bağlı Dereköy Beldesi’nde toprağa verildi.

www.kafpedia.org

LEYLA BEKİZ

Abaza yazar. 1929'da Kuzey Kafkasya'da, Karaçay Çerkes Özerk Bölgesi'nde bulunan Psevuç'e Dakhe adlı Abaza köyünde doğdu. Babasının adı Bekiz Abubekir'dir. 1950 yılında, yörenin ulusal okullarında orta eğitimini tamamladıktan sonra Leningrad Üniversitesi'ne giderek Filoloji Fakültesi'nden mezun oldu. 1957 yılında Kafkasya'ya dönerek Karaçay-Çerkes Bilimler Araştırma Enstitüsü'nde dil ve edebiyat tarihi üzerinde çalışmaya başladı. Çerkes edebiyatının bu bölgedeki kurucuları arasında bulunan Abıko Halid, Dışek Muhammed, Ghoşeko Husin, Vohute Abdullah ve eserleriyle ilgili monografiler hazırladı. Yöresel Çerkes edebiyatıyla ilgili olan incelemeler kaleme aldı, çeşitli dergi ve gazetelerde de Adige edebiyatı ve Abaza edebiyatı konusunda birçok makale ve eleştiri yazıları yayınlandı. 1961 yılında beri S.S.C.B. Yazarlar Birliği'nin üyesi olan Leyla Bekiz, Kuzey Kafkasya edebiyatının ilk kadın eleştirmenlerinden birisi sayılmaktadır.

www.kafpedia.org

MAHMUT CELALEDDİN PAŞA

Devlet adamı, şair ve yazar. Abhaz'ların Kozba ailesinden Halil Rıfat Paşa'nın oğludur. 1854 yılında İstanbul'da doğdu. Sadaret Mektubi Kalemi'nde Amedî odasında çalıştı. 1877'de Sultan Abdülmecid'in kızlarından Seniha Sultan ile evlenerek "Damat"' oldu ve Devlet Şurası’na (Danıştay) atandı. 1878'de vezir, 1879'da ise kısa bir süre Sadık Paşa kabinesinde Adliye Nazırı oldu. 1899 yılında oğulları Mehmed Sabahaddin ve Lütfullah Beylerle birlikte Avrupa’ya kaçarak oradaki Osmanlı liberal gruplarına katıldı. Paris, Londra gibi Avrupa kentlerinde ve Mısır'da bulunarak Sultan Abdülhamid II aleyhinde yayınlar yaptı. Bu nedenle idama mahkûm edildi. 1903'te Brüksel'de öldü. 1908 Meşrutiyetinden sonra ölüsü İstanbul'a getirilerek babasının Eyüp'teki mezarı yanına gömüldü.

Mahmud Celaleddin Paşa aynı zamanda bir şairdi. “Asaf” mahlasıyla Divan edebiyatı tarzında yazdığı şiirlerini "Resimli Gazete" de ve bazı dergilerde yayımlamıştır. İstanbul'da iken kitap haline getiremediği şiirlerini sonradan Mısır'da 507 sahifelik bir Divan olarak bastırmıştır.

www.kafpedia.org

MEHMED MUZAFFER PAŞA

Abhazlar'ın Aşharuva boyundandır. Kafkasya'da Sohum yakınlarında doğdu. Ağabeyi ile birlikte İstanbul'da Heybeliada Bahriye Mektebi'ni bitirerek Osmanlı donanmasında görev aldı. İki yıl İngiliz donanmasında ihtisas gördü. 1878'den 1908'e kadar Osmanlı Devleti'nin tüm üs ve limanlarında çeşitli görevlerde bulunarak Bahriye Birinci Ferikliği (Koramiral) rütbesine kadar yükseldi. Son askeri görevi Bahriye Nazırlığından sonra en yüksek rütbe olan Deniz Şurası Başkanlığı idi. İkinci Meşrutiyetten sonra (1908) Meclis-i Ayan'da (Senato) ölümüne kadar iki dönem üye olarak bulundu. Türkiye Kurtuluş Savaşı'nın önderlerinden olan Hüseyin Rauf (Orbay) Bey ile Trablusgarp savaşlarında şehit düşen deniz subayı Hasan Murad Beyler'in babasıdır. Ağabeyi İsmail Bey de 1876-77 Osmanlı Rus savaşı sırasında Tuna donanmasında firkateyn kaptanı olarak görev yapmış, Silistre savunması sırasında Rus kuşatmasını yarma savaşında şehit düşmüştür.

www.kafpedia.org

MEHMED SABAHADDİN BEY

Abhaz kökenli sosyolog, fikir adamı, yazar. 1877 yılında İstanbul'da doğdu. Kozba Mahmud Celaleddin Paşa'nın oğludur. Annesi ise Osmanlı Padişahı Sultan Abdülmecid'in kızlarından Seniha Sultan'dı. Bu nedenle Avrupalıların yayınlarında “Prens” olarak anılır. Osmanlı sarayı çevresinde yerli ve yabancı özel öğretmenlerden ders alarak yetişti. Fransızcayı çok iyi öğrenmiş ve genç yaşta A.Lamartine’in bir eserini Osmanlıcaya çevirmişti.

Çocukları ile birlikte Avrupa'ya kaçarak Sultan Abdülhamid II’nin istibdadına karşı cephe almış bulunan babasının yanında, Avrupa ülkelerindeki Osmanlı liberalleri arasında önemli bir yer aldı. Kardeşi Lütfullah Bey'le birlikte yayınladığı "Tüm Osmanlı Liberallerine ve Halklarına Genel Çağrı" (Kahire 1901) adlı broşür ile Paris'te ilk Osmanlı liberalleri Kongresi’nin toplanmasına önayak oldu (1902). Bu toplantıda, Osmanlı topraklarındaki Kafkas Çerkes göçmenlerini onunla birlikte Dr. Kazım ve Hüseyin Tosun Şhaplı Bey'ler temsil ettiler. Kongrede Osmanlı İmparatorluğunu kurtarmak ve Meşruti yönetimi geri getirmek için izlenecek yollar konusunda fikir ayrılıkları belirmesi üzerine Mehmed Sabahaddin Bey, Hüseyin Tosun Bey ve diğer fikirdaşları "Teşebbüs-ü Şahsî ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti"ni kurdular. Yayınladıkları "Terakki" gazetesi ve broşürler, verdikleri konferanslarla kendi fikirlerini yaymaya çalıştılar. Bu fikirler özet olarak, toplum yaşamında kişisel özgürlük ve girişimciliğe önem verilmesi ve Osmanlı İmparatorluğu bünyesindeki halkların bir federasyon şeklinde örgütlenerek devletten kopmalarının önlenmesi esaslarına dayanıyordu. Fakat Sebahaddin Bey ve yandaşlarının çalışmaları İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Türkçü kanadı tarafından sürekli olarak engellendi. Mehmed Sabahaddin Bey, 1908 Meşrutiyeti'nin ilanı üzerine gurbette ölen babasının kemiklerini de birlikte getirerek İstanbul'a döndü. Çeşitli konferanslar ve yayınlarla fikirlerini anlatmaya ve benimsetmeye çalıştı. Fakat 1913 yılında Kafkasyalı (Çeçen) Osmanlı Sadrazamı Mahmud Şevket Paşa'nın öldürülmesi olayına adı karıştırıldı ve ikinci kez Osmanlı ülkesini terk ederek Avrupa'ya kaçmak zorunda kaldı. Gıyabında idamına karar verildi. Birinci Dünya Savaşı sonunda İttihat ve Terakki iktidarının yıkılmasından sonra İstanbul'a döndü (1919).

Fakat işgal altında ve kurtuluş savaşı veren ülkede fikirlerini anlatması artık olanaksızdı. Türkiye Kurtuluş Savaşı'nı tüm kalbiyle desteklemiş olmasına karşın 1924 yılında çıkarılan bir kanunla ve sırf annesinin Osmanlı hanedanına mensup bulunması nedeniyle, bir süre önce ayrıldığı Kafkasyalı eşi Tabinak Hanım'ı da İstanbul'da bırakarak ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Fransa, İngiltere ve İsviçre'de yokluk içinde yaşadıktan sonra 1948 yılında Berne yakınlarındaki bir İsviçre köyünde öldü.

Çağında pek anlaşılmamış ve fikirlerini yaymasına olanak verilmemiş olan Kozba Mehmed Sabahaddin Bey'in sosyal ve siyasi fikirlerini ifade etmeye çalıştığı başlıca kitap ve broşürleri şunlardır: "Teşebbüs-ü Şahsl ve Tevsi-i Mezuniyet Hakkında Bir İzah" (İstanbul 1908), "Teşebbüs-ü Şahsı ve Adem-i Merkeziyet Hakkında İkinci bir İzah"(İstanbul 1908), "İttihad ve Terakki Cemiyeti'ne Açık Mektuplar: Mesleğimiz Hakkında Üçüncü ve Son Bir İzah" (İstanbul 1911), "Türkiye Nasıl Kurtulabilir-Meslek-i İçtimaî ve Programı" (İstanbul 1918).

www.kafpedia.org

 

MEHMET FETGERİ ŞOENU

Kafkas yurtseveri, sporcu, yazar. 1877–78 Osmanlı-Rus Savaşı sırasındaki Abhazya ayaklanması sonunda, Abhazya’nın Gudauta-Vendrıpş yöresinden Türkiye'ye göç etmek zorunda kalan Atkug Musa Şoenu'nun oğludur. 1890 yılında Sapanca'ya bağlı Yanık köyünde doğdu. Küçük yaştayken babasının ölmesi üzerine annesi ve iki kardeşiyle birlikte gittikleri İstanbul’da, dayısı Bersis Habic Bey’in yanında yetişti. Ortaokulda (Rüşdiye) iken klasik öğrenimi terk ederek kendi kendini yetiştirmeye koyuldu. Fransızca öğrendi. Tarihe, sosyolojiye ve spora merak sardı. Okuduğu ilk Fransızca eserler ata yurdu Kafkasya ve Çerkeslerle ilgili olanlardı. Okuduklarıyla o günkü Osmanlı toplumunun ve sürgündeki Çerkeslerin durumunu karşılaştırıyor ve üzülüyordu. "Hayat-ı İçtimaiye ve Yaşamanın Felsefesi" adlı kitabını bu etkiler altında kaleme almıştı. 1914 yılında da gazeteci Celal Nuri (İleri)'nin Çerkes kadınları hakkında yazdığı imalarla dolu bir eserinden duyduğu üzüntüyle "Osmanlı Alem-i İçtimaisinde Çerkes Kadınları" adlı kitabını yayınladı.

O günün sayılı jimnastikçi, halterci ve alafranga güreşçileri arasında da adı geçen Fetgerey, sporla ilgili olarak da birkaç kitap yayınlamıştır. 1913’te ağabeyi Ahmet Fetgerey Şöenu ve bir grup Çerkes genciyle birlikte, bugün de Türkiye'nin sayılı spor kulüplerinden biri olarak yaşamını sürdüren "Beşiktaş Osmanlı Spor Kulübü"nün kurucuları ve aktif sporcuları arasında bulundu. Bir ara Üsküp’e beden eğitimi öğretmeni olarak atanan Mehmed Fetgerey, Balkan Savaşının feci sonuçları üzerine İstanbul'a dönmek zorunda kaldı. Bir süre de Bursa'da öğretmenlik yaptı. Fakat Birinci Dünya Savaşının patlaması üzerine bu görevden de istifa ederek cepheye koştu. Dayızadesi olan İzmit Milletvekili İsmail Ziya Bersis ile birlikte ve "Teşkilat-ı Mahsusa"nın bir mensubu olarak Irak ve İran’da çeşitli savaşlara katıldı. Mütareke döneminde, İstanbul’da üyesi bulunduğu Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti ve Şimali Kafkas Cemiyeti gibi Çerkes göçmen örgütlerindeki çalışmalarını ve tarihi, sosyolojik araştırma ve yayınlarını sürdürdü (1918–22).

Kurtuluş Savaşı yıllarında özellikle Marmara yöresinde adeta Çerkesler arası bir iç savaş haline dönüşen olaylar ve şoven yöneticiler tarafından bu yörede uygulanmaya başlayan Çerkes köylerinin sürgünü olayı Mehmed Fetgerey'i son derece üzmüştü. 1923 yılında "Çerkes Meselesi Hakkında Türk Vicdan-ı Umumisine ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Arıza" adıyla iki broşür yayınlayarak bunları ilgili resmi makamlara ve TBMM üyelerine de gönderdi. Bu usulsüz ve yanlış uygulamaya karşı çıkan tek yazar olan Mehmed Fetgerey’in bu yürekli davranışı, onun ömrünün sonuna kadar fiili bir yayın yasağı ile karşılaşmasına neden oldu. (Fetgerey’in bu broşürleri sadeleştirilmiş olarak 1979 ve 1994’te iki kez daha basılmıştır).

1924–1930 yılları arasında çalışma ve yazmayı sürdüren, ama Türkiye’de yazılarını bastırma olanağı bulamayan Mehmed Fetgerey, bu yıllarda bazı Avrupa ve Yakındoğu ülkelerinde örgütlenen Kafkasya Dağlıları Halk Partisi adlı organizasyon içinde yer aldı. M.F. Şanba imzasıyla yayımlanan "Russkiy İmperialism i Nezavisimost Gortsev" adlı kitabı parti yayınları arasında çıktı.

İstanbul'da, çalışmakta olduğu Adapazarı Maden İşletmesi A.Ş.'nin bulunduğu Agopyan hanında çıkan bir yangında iki iş arkadaşıyla birlikte, zehirli gazların etkisiyle boğularak genç yaşta öldü (19 Ocak 1931).

Basılmamış olan beden terbiyesine, Irak ve Iraklılara ilişkin bazı eserleri de vardır. "Lezgiler ve Adigeler", "Kafkas Birliği, Çarlık ve Sovyet Rejimleri", "Şimali Kafkasyalıların Prometesi ve Hürriyet Aşkı", "11 Mayıs ve Sönmeyen Ümit", "Kafkas Efsaneleri" (Kafkasya'da Üreyen Güzeller Nesli, Altın Postlu Koç, Tek Çarıklı Kahraman ve Kafkas Kızı Mede,...), "Onsekizinci Asırda Şimali Kafkasya" gibi bazı araştırma ve yazıları ölümünden yıllar sonra Dr. Vasfi Güsar tarafından Yeni Kafkas dergisinde bölümler halinde yayınlanmıştır.

Eserleri

  • Hayat-ı İçtimaiyye ve Yaşamanın Felsefesi (İstanbul).
  • Osmanlı Alem-i İçtimaisinde Çerkes Kadınları (İstanbul, 1914).
  • Eşgal-i Hayat (İstanbul).
  • Terbiye-i Bedeniyye Yahud kendi Kendine Jimnastik (İstanbul).
  • Yirmi Hareketle Jimnastik Dersleri (İstanbul).
  • Çerkesler (İstanbul, 1920).
  • Çerkeslerin Aslı Mabudlar Neslindendir (İstanbul, 1922).
  • Çerkes Meselesi Hakkında Türk Vicdan-ı Umumisine ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Ariza (İki kitap, İstanbul, 1923).
  • Kafkasya ve Servet Menbaları (İstanbul, 1924).
  • Russkiy İmperialism i Nezavisimost Gortsev (Prag, 1928).

www.kafpedia.org

MELİH ACBA

Kuzey Kafkasya kökenli boksör, yönetici ve hakem. Abhaz. 1913'te İstanbul’da doğdu. Öğrenimini Galatasaray Lisesi'nde yaptı. Boksa 11 yaşında başladı. Okul ve İstanbul şampiyonu oldu. Liseyi bitirdikten sonra Amerika'ya gitti. California Berkeley Üniversitesi'ni bitirdi. Amerika'da yapılan geleneksel Altın Eldiven Şampiyonası'na katıldı. 830 boksörün katıldığı 66 kiloda altın eldiveni aldı.

1942'de özerk Boks Federasyonu'nu kurdu. 4 yıl başkanlık yaptı. 1947 Avrupa Şampiyonası'nda federasyon üyeliği yaptı. Dublin'de uluslararası maçlar yönetti. Boks yaşamı boyunca 359 maç yaptı ve hiç yenilmedi.

www.kafpedia.org

 

ORHAN BORAN

Abhaz kökenli sanatçı ve yazar. Türkiye'nin kurtuluş savaşı döneminde Sivas Kongresi'ne Askeri Tıbbiye delegesi olarak katılmış olan Dr. Hikmet Bey'in oğludur. İstanbul'da Galatasaray Lisesini bitirdi. Bir süre Şehir Tiyatrolarında ve Paris'te Les Mathurins Tiyatrosu’nda çalıştı. Temsil yayınları rejisörlüğü (1949-50) yaptı. Üç yıl Londra’da BBC'de çalıştı. Film çevirdi ve mizah yazıları yazdı. Asıl ününü radyo, sahne ve daha sonraları da TV programlarındaki başarılarıyla sağlayan Boran, anılarını Türkiye'de "Hürriyet" ve "Milliyet" gazetelerinde haftalık yazılar halinde yayımladı. Bunlardan bazıları "Leyleğin Ömrü" adı altında kitap halinde de basıldı.

www.kafpedia.org 

NURETTİN ZAFER

1949 Avrupa ve 1951 Dünya serbest güreş şampiyonu olan Nurettin Zafer Açba adlı bir Abhaz ailesine mensup olup 1951 yılında Dünya Şampiyonu olan merhum Haydar Zafer'in de ağabeyi idi. Güreşte ayak kilit oyununu bulan, Yaşar Doğu ve Gazanfer Bilge ile yaptığı çetin güreşlerle de tanınan merhum Zafer toplumumuzda sevilen bir kişiydi. 76 yaşında olmasına karşın ölümünden önce Düzce güreş takımını da çalıştırıyordu. Ölümünden dokuz gün önce Kafkasya'dan gelen yazar Anzor Mukba onunla röportaj yapmıştı. Bu aynı zamanda Nurettin Zafer (Açba) ile yapılan son röportaj oldu. Nurettin Zafer 1991 Haziran ayı sonlarında öldü.

www.kafpedia.org

RIZA KUAS

Kuzey Kafkasya kökenli. 1926'da Hendek'de doğdu. Ortaokul öğrenimi gördükten sonra bir süre çiftçilik yaptı. Lastik fabrikalarında işçi olarak çalıştı (1948 – 1960). 1949'da girdiği Lastik-İş Sendikası'nda Başkan (1951), Sendikalar Kanunu'nda yapılan değişiklikten sonra ücretli (profesyonel) başkan oldu (1961). 1961 yılında Türkiye İşçi Partisi'nin (TİP), 1967'de Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'nun(DİSK) kurucuları arasında yer aldı. TİP'nin işçi kesimi genel sekreterliğini yaptı (1964 – 1969). 1965'de Ankara'dan 1969 seçimlerinde İstanbul'dan Milletvekili seçildi. İstanbul ve Ankara'daki KKD'nin çalışmalarına katılan Kafkas yurtseveri bir insandı. 1968'de başlayan ve ölümüyle sonuçlanan hastalığı nedeniyle uzun süre Avrupa'da tedavi gördüğünden TİP içinde çıkan çatışmalardan uzak kaldı. 1981 yılında öldü.

www.kafpedia.org

TEVFİK ÇİPER

Abaza/Abazin. 1901 yılında Adana'ya bağlı Tufanbeyli'nin Akpınar köyünde doğdu. İ.Ü. Hukuk Fakültesi'ni bitirerek çeşitli yerlerde hakimlik, Adalet Bakanlığı Müfettişliği görevlerinde bulundu. Ankara'da serbest avukat olarak çalıştı. Konya Yüksek İslam Enstitüsü'nde Mukayeseli Hukuk, Tefsir ve İslam Hukuku Tarihi dersleri verdi. 1926 yılında kurulan Kafkasya Dağlıları Halk Partisi'nin bazı süreli yayınlarında "Abat" takma adıyla yazıları yayınlandı. 1972 senesinde vefat etti.

Eserleri

  • Amele Hukuku, Zonguldak, 1930.
  • Askeri Ceza, Ankara, 1942.
  • İnsan ve Sosyal Hayatı, Ankara, 1950.
  • İslam Hukuku-I, Ankara, 1969.

www.kafpedia.org

UFUK KOBAŞ

Kuzey Kafkasya kökenli, çok yönlü ressam. Grafik sanatı eğitiminden ressamlığa uzanan meslek öyküsünde, dekor ve kostüm çizimleri, afiş çalışmaları, kitap kapakları, TV programları için fotoğraf çekimleri, takvim resimlemeleri ve nihayet resim sanatının yağlıboyadan akriliğe kadar her çeşit çalışması yer alıyor. Yedi yıldır Amsterdam'da yaşayan ve sekiz kişisel sergiden altısını Hollanda'da açan, bu ülkenin beş ayrı kentinde beş karma sergiye katılan Kobaş, son sergisini Akbank Bebek Sanat Galerisinde açtı. Mitolojide kadın konusunun öncelik kazandığı eserlerinde sanatçının özellikle yağlıboyaları çok başarılı ve etkileyiciydi.

www.kafpedia.org

 

 

Yorumlar

İsim *
Email (Doğrulama & Cevaplar)
URL
Kod   
ChronoComments by Joomla Professional Solutions
Yorumu Gönder
Google Grupları
apsuvara grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et
Lida